Mutfak Nedir?


"Yemek yapmak bilimsel bir eylem olduğu için mutfak da bir laboratuvardır."

Mutfak Nedir?
KARAKALEM+ ESKIZ+ MUTFAK+ 2026+

Sanat İçin


Soyunmak artık olay değil sanat için gerekirse giyinmek sorun gibi...

Sanat İçin
SANAT IÇIN+ GIYINMEK+

Sanatçı: Adile Naşit


Kuzucukların Adile annesi, Turçucuların Piri, Annelik Sembolü Efsane Sanatçı: Adile Naşit

Sanatçı: Adile Naşit
ADILE NAŞIT+ SANAT+ SANATÇI+ KUZUCUKLARIM+
Dumas be like: Üç Teke miyiz ne, beni çizin de Sultan'a gönderelim
Dumas be like: Üç Teke miyiz ne, beni çizin de Sultan'a gönderelim >Gör beni…
Nubar Terziyan: Bir Gülen Yüzün Ardındaki Derin Adam

Nubar Terziyan: Bir Gülen Yüzün Ardındaki Derin Adam

…Tiyatroyla başladığı sahne hayatı onu Türk sinemasının en sevilen karakterlerinden biri yapacaktı. Onlarca yıl boyunca komşu, esnaf, orta halli adam, kurnaz ama iyi kalpli dost rollerinde göründü perdede. Güldürdü, güldürürken düşündürdü.Oyunculuğunun sırrı buydu zaten: Nubar Terziyan hiçbir zaman yabancı görünmedi. Türkçeyi en saf İstanbul aksanıyla, en doğal şakasıyla konuştu. Mahallenin adamıydı, herkesin komşusu, herkesin akrabası… Ama tam da bu “herkesin adamı” olma hali, kimi zaman en ağır yükü taşımasına sebep oldu.Bir toplumda “görünmez” kalabilmek bazen en büyük marifet sayılır. Nubar Terziyan görünmezliği reddetti ama bunu sesini yükselterek değil, var olmayı sürdürerek yaptı. Ermeni olduğu biliniyordu, hiç saklamadı. Ne var ki Türkiye’nin siyasi iklimi her dönem ona aynı rahatı tanımadı.1955 İstanbul Pogromu’nun gölgesi, pek çok Ermeni gibi onu da derinden sarstı.…

>Oku Beni
Elin TDK Ajanı Çalışan Bulgar’ı

Elin TDK Ajanı Çalışan Bulgar’ı

…Hele bi’ deyiver!)Gıcık ve uyuzdur. (Haydaaa, ne oluyoruz lan! Oğlum az önce hatunu övmekten harap olmuşken bu ne şimdi?) Ya bir sus, seni taşralı Allah’ın Adanalı bönü. (Vay, demek öyle! Lan sen kendini ne sanıyorsun? Ben Adanalıysam sen de Adanalısın. Hem ben yitiremediğin, kurtulamadığın tarafınım… Nâh giderim, nâh kurtulursun!)Evet, nerede kalmıştık? Sabriye (Şişt lan, omurgasız dış kaplama bak hele; sen ne ara Sabi’mden birden Sabriye’ye geçtin ya :))) ) gıcık ve uyuzdur. Örneğin, renk körü olarak binbir sıkıntıyla tutup ilk renkli çizim denemeni yapmışsındır. Ve fikrini almak için tutar buna, Bulgar’a gönderirsin. Aşağı yukarı başına gelecekleri bildiğin için “Kuzum, sence bu renk kombinasyon olarak olmuş mu?” dersin. Parantez açıp “(Lütfen sadece sorduğuma odaklan!)” dememişsin gibi, alakasız cevap verir.Cevabı her zaman bir ses kaydıdır. Çünkü yine bir yerden bir yere…

>Oku Beni
Zamana Yenilen Öngörü: "Kişilikli" Bir İllüzyonun Sonu

Zamana Yenilen Öngörü: "Kişilikli" Bir İllüzyonun Sonu

…inmemesi de bence tam olarak bu tabloya işaret ediyor. CHP’yi yabancı bir kayyuma teslim etmeyen kahraman olarak tarihe geçmek istiyor. Lakin trajik olan şu ki, bu ısrarın onu kahramanlıktan çok düşkünlüğe sürüklediğini görmüyor ya da görmek istemiyor.Siyasallaşmış Türkiye yargısı eliyle yeniden koltuğa oturma ihtimalinin varlığını kimse inkar etmiyor. Ne var ki, burada AKP’ye piyonluk etmekten ziyade, kendi kişisel efsanesini kurtarma gayreti var. Koltuk, artık bir yönetim aracı değil; kaybedilmiş bir özgüvenin restorasyonu için son sığınak.Eğer bu eğilim aynı şekilde sürerse, Kemal Kılıçdaroğlu’nun adı bir gün belki de “partisini koruyan kahraman” değil, kendi iktidar saplantısına yenik düşen bir siyasetçinin hazin hikâyesiyle anılacak.Bugünün Notu ve Yanıldığım Yer:Geçen yıl metni bitirirken, "Burada AKP’ye piyonluk etmekten ziyade, kendi kişisel efsanesini kurtarma gayreti var"…

>Oku Beni
Alaylı Bir Çizerin “Mır Mır” Konuşmaları

Alaylı Bir Çizerin “Mır Mır” Konuşmaları

…uzun zaman harcayarak çizmiş olduğunu görmeden, analiz etmeden ya da edemediği için “Burnu, gözleri olmamış… Bu ne ya!” denip geçiliyor.Geçenlerde bir ara hangi grupta ve hangi yöneticinin yazdığını hatırlamıyorum (çizgilerimi 9-12 gruba gönderiyorum…), “Çok felaket resimler geliyor, bıktık ve gelenleri eliyoruz” gibisinden çok gereksiz bir yazı yazdığını bile gördüm… Çizilmiş ve çizen kişi tarafından paylaşılmaya layık görülmüş her resim güzel bir resimdir. Bunu Polyannacılık oynamak için söylemiyorum.Çünkü resme yeni başlayan ve uzun yıllar bunu hobi ya da profesyonel olarak yapanların ilk çizdikleri ile son çizdikleri arasında gece ile gündüz kadar fark vardır. Çizmeye başlamak, çizdiğini yayınlama cesareti göstermek; görsel sanatın neredeyse hiçbir değerinin olmadığı, cehaletin kol gezdiği ve “Gereksiz bir şey ya!” diye küçümsendiği Türkiye gibi bir toplumda, sanatın bir…

>Oku Beni
“Ne Mutlu Türk’üm Diyene” ve Bir Fikrin Donma Noktası

“Ne Mutlu Türk’üm Diyene” ve Bir Fikrin Donma Noktası

…diye savunulan şey ile Mustafa Kemal’in tarihsel pratiği aynı şey mi, orası tartışmalı.Çünkü ortada belirgin bir kopuş var:Eleştiriye açık, pragmatik bir siyasal akıl ile eleştiriyi reddeden, kendini mutlaklaştıran bir ideolojik form arasında fark vardır.Bugün Kemalizm’in bazı yorumları bu ikinci kategoriye daha yakın duruyor.Bir düşüncenin doğruluğunun, o düşünceyi savunanların tepkisiyle ölçüldüğü bir noktaya gelindiğinde, artık o düşünce tartışma alanından çıkmış demektir. Bu da teknik olarak şunu ifade eder: Dogmalaşma.Dogma, içeriğinden bağımsız bir yapıdır. Dini de olabilir, seküler de.Bu yüzden mesele şu noktaya geliyor:Eğer bir ideoloji;sorgulanamıyorsa,eleştiri hakaret sayılıyorsa,lider figürü tartışma dışı bırakılıyorsa,orada işleyen mekanizma ile siyasal İslam’ın işleyiş mantığı arasında yapısal bir fark kalmaz.İsimler değişir, yöntem aynı kalır.Türkiye’nin son yıllarına…

>Oku Beni
Ali Seçkiner Alıcı: Sakal mı, Tasarım mı? İkisi de Casusluk!
Ali Seçkiner Alıcı: Sakal mı, Tasarım mı? İkisi de Casusluk! >Gör beni…
Montmartre'ın çatı katlarında büyük hayaller kuran, kalbi sonsuz iyilikle dolu bir kız: Amélie.
Montmartre'ın çatı katlarında büyük hayaller kuran, kalbi sonsuz iyilikle dolu bir kız: Amélie. >Gör beni…