Bir Porselen Tabağın Hafızası: Yemek Takımı Neden Miras Sayılır
…elin şimdi nerede olduğu? Bir ülkeden diğerine taşınırken neden elbiseler değil de o takım bavula girdi? Göç eden insanlar garip şeyler taşır. Pratik olanı değil, ağırlığı olanı. Yani fiziksel ağırlığı değil — ruhani ağırlığı. Babam anlatırdı: "Köyden şehre taşınırken annem önce bakır tencereyi sardı gazeteye, sonra çocukları saydı." (Bence çocukları da saydı ama tencere öncelikliydi, çünkü çocuklar kaçmaz, bakır tencere kırılır.) Almanya'daki Türk evlerini bilirsin. Salon kullanılmaz. Salon "göstermeliktir." Ve o salonun vitrinine konan porselen takım, aslında bir manifesto gibidir: "Biz burada geçici değiliz. Biz burada bir sofra kurduk." Sofra kurmak yerleşmek demektir. Tabak koymak kök salmak demektir. Bir insanın ait olduğu yeri anlamak istiyorsan, tabağını takip et. Bugün IKEA'dan beyaz, sade, "minimalist" tabaklar alıyoruz. Güzel mi? Güzel. Pratik mi? Çok. Ama kimsenin o…
Bratkartoffeln Tarifi: Schwaben usulü tavada kızarmış patates
…ile kahvaltı sofralarının başköşesine layıktır.MalzemelerPatatesYüksek ısıya dayanıklı yağ (kanola veya fıstık yağı gibi)Arıtılmış tereyağı (isteğe bağlı)TuzKarabiberBratkartoffeln Hazırlanışı: Temel Bilgiler Bu videoda, çıtır ve altın sarısı Bratkartoffeln'in nasıl hazırlanacağına dair temel bilgiler paylaşılıyor. Katılımcı, izleyicileri kendi favori Bratkartoffeln tariflerini yorumlarda paylaşmaya davet ediyor ancak kendisi yalnızca temel prensiplere odaklanacağını belirtiyor. Bratkartoffeln'in lezzetli olmasının sırrının, önceden haşlanmış ve bir gece bekletilmiş patatesler kullanmak olduğu vurgulanıyor. Bu yöntem, patateslerin daha hızlı kızarmasını ve çıtırlaşmasını sağlıyor.Doğru Tava ve Patates Dilimleme Kıtır Bratkartoffeln için doğru tava seçimi büyük önem taşıyor. Yüksek ısıya dayanıklı ve ısıyı iyi tutan bir tava kullanılması öneriliyor. Bu tür tavalar,…
Uçların Ülkesi Hindistan: Nefret Ve Aşkın Eridiği Coğrafya
…sokaktadır.Eminim ki sevgili eşim, yaklaşık 30 yıl önce benimle beraber Adana'yı ilk gördüğünde çok şaşırmıştı. Sokakların o dönemki toz toprak hali, bitmek bilmeyen gürültü, çarşıda küçücük çocukların büyük bir ustalıkla ve adeta fizikle dalga geçercesine arabaların arasından karşıya atlaması... Tüm Adana genelinde tek bir sağlam, boyalı yaya geçidi olmaması, "tablacı" diye tabir ettiğimiz o meşhur kebapçılar, sepette satılan lahmacunlar... Yoğun trafiğin tam kenarında, Çakmak Caddesi'nde tepsiler içinde üst üste sıralanmış tatlılar, kapalı alan kebapçılarının o her işe koşan temizleme bezleri ve ustanın tüm gün ocağın yanında duran bir kase suya elini bandırıp özene bezene kıymayı şişe saplama ritüeli... Bunlar dışarıdan gelen biri için büyük bir kültür şokudur. Laf aramızda, bunca yıldır yeri gelip sorulduğunda "Elbette farklıydı ama kötü değildi," demesi, sadece bir nezaket…





