Alaylı Bir Çizerin “Mır Mır” Konuşmaları
…uzun zaman harcayarak çizmiş olduğunu görmeden, analiz etmeden ya da edemediği için “Burnu, gözleri olmamış… Bu ne ya!” denip geçiliyor.Geçenlerde bir ara hangi grupta ve hangi yöneticinin yazdığını hatırlamıyorum (çizgilerimi 9-12 gruba gönderiyorum…), “Çok felaket resimler geliyor, bıktık ve gelenleri eliyoruz” gibisinden çok gereksiz bir yazı yazdığını bile gördüm… Çizilmiş ve çizen kişi tarafından paylaşılmaya layık görülmüş her resim güzel bir resimdir. Bunu Polyannacılık oynamak için söylemiyorum.Çünkü resme yeni başlayan ve uzun yıllar bunu hobi ya da profesyonel olarak yapanların ilk çizdikleri ile son çizdikleri arasında gece ile gündüz kadar fark vardır. Çizmeye başlamak, çizdiğini yayınlama cesareti göstermek; görsel sanatın neredeyse hiçbir değerinin olmadığı, cehaletin kol gezdiği ve “Gereksiz bir şey ya!” diye küçümsendiği Türkiye gibi bir toplumda, sanatın bir…
“Ne Mutlu Türk’üm Diyene” ve Bir Fikrin Donma Noktası
…diye savunulan şey ile Mustafa Kemal’in tarihsel pratiği aynı şey mi, orası tartışmalı.Çünkü ortada belirgin bir kopuş var:Eleştiriye açık, pragmatik bir siyasal akıl ile eleştiriyi reddeden, kendini mutlaklaştıran bir ideolojik form arasında fark vardır.Bugün Kemalizm’in bazı yorumları bu ikinci kategoriye daha yakın duruyor.Bir düşüncenin doğruluğunun, o düşünceyi savunanların tepkisiyle ölçüldüğü bir noktaya gelindiğinde, artık o düşünce tartışma alanından çıkmış demektir. Bu da teknik olarak şunu ifade eder: Dogmalaşma.Dogma, içeriğinden bağımsız bir yapıdır. Dini de olabilir, seküler de.Bu yüzden mesele şu noktaya geliyor:Eğer bir ideoloji;sorgulanamıyorsa,eleştiri hakaret sayılıyorsa,lider figürü tartışma dışı bırakılıyorsa,orada işleyen mekanizma ile siyasal İslam’ın işleyiş mantığı arasında yapısal bir fark kalmaz.İsimler değişir, yöntem aynı kalır.Türkiye’nin son yıllarına…





Bir Şehrin Hafızası Duvarlarda Yaşar: Grafiti Meselesi
…kaplayan sistem sana "bu güzel" diyor, bir çocuk oraya bir kuş çizince "bu çirkin" oluyor. Tuhaf değil mi? Grafitinin bir dili var ve o dil her şehirde farklı konuşuyor. Berlin duvarları siyasi hafızayı taşır — orada her sprey darbesi bir protestodur. İstanbul'un Kadıköy sokaklarında daha lirik, daha melankolik bir şeyler fısıldar duvarlar. São Paulo'da ise grafiti neredeyse resmi sanat dili gibidir; binaların cephelerini kaplar, müze gibi gezersin sokakları. Grafitinin sana söylediği şeyler, gazetelerin söylemediği şeylerdir çoğu zaman. Bir mahallede ne olup bittiğini anlamak istiyorsan duvarlara bak. Yıkım kararı alınmış bir binanın üzerindeki "Burası bizim evimiz" yazısı, hiçbir haberin veremeyeceği kadar yoğundur. Peki her grafiti iyi midir? Hayır. Her yağlıboya tablo da iyi değildir. Her roman da iyi değildir. Ama kötü bir romanın varlığı edebiyatı öldürmez. Kötü bir grafitinin…
