Antikalar

Şeker gibi eşşek cennetine yolculuk
…kazınan bir mideyle uyuma teşebbüslerimin başarısızlıkla sonuçlanan bir gecenin ardından gelen sabahta, en az despotiye hanım kadar sevimli hastabakıcının seslenişi (höykürmesi) ile uyannır gibi oldum... ama sefer rus arkadaşın başlamasını beklemeden ben solo olarak hastabakıcıyı kalayladım...... Az sonra gelen kahvaltımsı şeyi yedim, gerçekten çok cana yakın olan hemşire (güleryüzlü insan) hanımın getirdiği bir avuç haplarımı yuttuktan kısa bir süre sonra bir çok beyaz önlüklünün arasında gelen despotiye hanım durumum hakkında diğerlerini bilgilendirdi, şef olduğundan şüphelendiğim biraz yaşlıca olan doktor bey (dede) güleryüzlü bir ifadeyle 35 kilo vermem gerektiğini söyleyince ben dayanamayarak türkçe “hadi vatandaş! Koşan alıyor, yetişen alıyor, her eve lazım yokmu arttıran?” diye avazım çıktığı kadar bağırıvermişim. Benim bu bağırışım karşısında dede kendisinden…
Çukurovalı Astronot Mehmet
…Mehmet suratıma küfredercesine baktı ve garsonun sabah kahvatlıda şaka adı altında onca insanın içinde kendisiyle dalga geçtiğini anlatı. Ben yüzümü Mehmet’in göremeyeceği şekilde çevirip garson’nun gıyabında “Dümbükoğlu dümbük” deyiverdim ama, galiba Mehmet nasıl olsa duymaz diye biraz fazlaca bağırmış olacağımki güvertenin yarısı bana bakıyordu...... Ben havayı değiştirmek için başka konular açıp biraz daha Mehmet sohbet ettik, şakalaştık malûm garson’a çeşitli lakablar bulup eğlendik, Mehmet yine garson’nun gıyabıda en galiz küfürlerini etti. Hani üstat Ahmed Arif’in dediği gibi “....Öyle içten, Öyle derin, Türkü söylemek, küfretmek, Çukurova yiğidine mahsustur...” Gerçektende üstat gerçekten haklıymış, Mehmet bir çukurovalı olarak çok içten ve derinden küfrediyordu. Neyse, sonra adreslerimizi değiştik, Mehmet’in uykusu geldiği için sarılıp vedalaştık, ve sık sık birbirimize…
Çotadanak Pide Salonu ve Mustafa Kemal’in katilleri
…iş iyice zıvanadan çıkarak ‘Kemalizm’ diye bir din yaratılmaya çalışmalarına kadar ulaştı... “Biz istedik, biz savaştık, biz kazandık, biz kurduk. Oh canımıza değsin ne iyi etmişiz, elimize sağlık.” doğrusu yerine; “O istedi, O savaştı, O kazandı, O kurdu. Eline sağlık, hadi o zaman O’nun kıymetini bilerek yaşayalım.” mitos Atatürk versiyonu tercih edildi. Eh sonuçta, bu yanlış tercihler ve versiyonlar sonucunda bugünkü hormonlu, sağlıksız, Evren Atatürkçülerinden, salon Atatürkçülerine kadar geniş yelpazede eciş büçüş Atatürkçüler peydahlandı... Bunların daha sonra devlet yönetiminde söz, bürokrasi de makam sahibi olmaları da Cumhuriyet ve demokrasi düşmanlarının ekmeğine, katmerlisinden yağlar sürdü. Hâla ısrarla anlamak istemedikleri olay, Atatürk üzerinden demokrasi sevgisi; demokrasinin özümsenmesi; demokrasiye bağlılık duygu ve düşüncesinin oluşmayacağına, oluşanın ise bugünkü…
Yaylalar Yaylalar Sen Git de Aplan Gelsin
…savunmaya karşı suçlar başlıklı bölümünde yer alan "halkı askerlikten soğutma" filini düzenleyen 318. maddesi kapsamında suç işlediği gerekçesiyle birinci fıkra uyarınca dava açtı. Savcı hazretleri Ali Çakır beyefendi Türk halkının askerliğe ve askere büyük değer verdiği belirtilen iddianamesin de "Her Türk asker doğar" özdeyişinin atasözü haline geldiği ifade etti. Ve tez elden! Her daim bayan Bülent Ersoy’un, 3 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanmasını talep etti.... Tamam işte olay bu, gayri bundan sonra yurdum savcıları ve asli ve ağır ceza savunma avukatlarının işleri oldukça kolay! Örneğin; Televizyonun kumanda aletini 7. Kattaki evlerinin balkonundan aşağı dehleyen 5 yaşındaki çocuğunu, yumrukla kemiklerini kırılana kadar döven sadist anne, babalara eğer ceza verilecekse “Anne babanın vurduğu yerde gül biter” atasözünü dikkate almak gerekecek. Ya da…
Yabancıdaşlar İçin Alamanya'da Yaşama Klavuzu 1
…bir gülümseme ile senin ülkenin ne kadar güzel olduğunu belirtirler. Sonra şaşırtıcı bir çabuklukla o garip gülümsemenin yerini bir anda sanki televizyonda bir tartışma programına katılan uzman bir konuşmacı edasıyla ,şöyle hafif bir öksürmelerinin ardından “Senin ülkenin gördüğüm kadarıyla acil olarak iyi işçilere ihtiyacı var gibi geldi” diyecektir. Sonra sana onun dediklerini onaylamanı bekleyen bir bakış ve yine o aptal gülümse ile senden cevap bekleyecektir. Tabiki sen almanca anlamadığın için senden cevap çıkmayınca, sanki kendi vicdanını rahatlatmak ister gibi “Beni sakın yanlış anlama dedikten sonra ben yabancılara karşı değilim der ve hemen ardından sanki bağ, bahçe bağışlamış gibi hatta benim evin önünde Türk komşumun çocukların oynamasına bile müsaade ediyorum” diye devam eder. Bu tür tiplere karşı yapacağın en akıllı şey,kendi dilinde bir güzel kalaylarken suratlarına…
Ultra Mega Mottoseksüel
…geçirmeye kalkışmanızı hâla unutmuş değilim...... Siz yokmu sizz!! Valla sayın müşteşarım her zamanki gibi şaka severliğiniz üzerinizde bugün. Allah neşenizi eksik eylemesin....... Adamı deli etme beleşçi Rıfkı.. ya arkadaş şundaki kösele surata bak allesen! Hem ben ona ne diyorum, o bana nasıl böyle yılışık cevaplar veriyor ya?.... Zaten senin ne gibi bir b.k adam olduğun lakabından belli lakaba bak allasen “Beleşçi” hem tüm başkent biliyor senin neme lazım bir beleşçi olduğunu. Ulan açgözlü it senin yüzünden Çin’le diplomatik kriz yaşadık be! Adamlar seni ilaç kaçakçılığından kurşuna dizmesini engellemek için göbeğimiz çatladı...Bak o günleri hatırlayınca ellerim yine titremeye başladı, yok arkadaşlar ben kötü oldum çıkıp bir hava alacam artık siz geriye kalan maddeleri okursunuz. Ha Rıfkı efendi eğer sen bu seferde bakan amcam var diye bu gezide de bir hıyarlık yapta, bak…
Tü Rtük İye
…santimlik ekmek bıçağını sokan kanlı kontrol mekanizmasıdır. Öğretmenlerimiz: Kişilikli ve sorgulayan (ANARŞİST!) nesiller yerine “saygılı ve vatansever!” adı altında sünepeler yetiştirmek için kendi aralarında yarışan müfredat sevicileri.... Polisimiz: Tüm komplekslerinin acısını, vatandaştan çıkartan..halk için değil de halkın kendisi için var olduğuna inanan/inandırılmış yasa koyucu/savcı/hakim hatta kimi zaman 4. kişilik olarak cellat kişiliklerini bünyesinde barındabilmeyi başaran kontrol mekanizması... Ordumuz: Cumhuriyetin dolayısıyla ülkenin sahibi “esas çocuk” hem siyasi yönetimin dışında, aynı zamanda içinde... yeri geldiği zaman tüm kanunların üzerindeki mutlak koruyucu kollayıcı olan.. Prof.Dr. Üstün Dökmen’nin çocuk eğitimi ile ilgili bir benzetmesi aynı zamanda ordumuzu da tanımlamak için oldukça ideal. Üstün hoca ilk önce soruyor “Bonzai ağacının nasıl yetiştirildiğini…
Truk Bakan
…rıhtım hamallığı” yapma suçundan karakola getirilmişti.... Leş gibi balık kokan şu sarı çiyan Alaman’la bir gavur karısına kavuşmak için kendini yakmaya yeltenen, saf yurdum insanının bulunduğu nezarethanenin, karşısındaki sandalyede oturan polis memuru İhsan Yurdum; “Şinci bu Alamanı iskele, rıhtım hamallığı suçundan kodese getirdik getirmesine amma, hakim karşısına çıktığında HAZİNENİN kasasına gitmesi amacıyla bilemem şu kadar ..YTL cezaya ödemeye mahkum edilmek suretiyle, serbest kalacaktır... İşte acayiplik burda; sen tut ülkenin koskoca Hazineden sorumlu Bakanlığına Türk asıllı bir İngilizi getir, elin Alaman gavurunu ülke kaynaklarının korunması için, 1930’larda çıkartılmış iskele rıhtım hammallığı yapıyor diye ensele, sonra da o gavurdan alınan ceza parasını götürüp İngiltere’nin çıkarlarını korumak için yemin billah etmiş o şahsın sorumluluğunda bulunan HAZİNEYE ödettir!..…
Sıtkımın striptizi
…bir nevi pedefoli tedarikçisi sözüm ona “gazeteci, haberci” diye ortalıkta gezinenlerden.... “Dişi it kuyruk sallamazsa...” diye savunmaya geçen “Kesin yolludur, yollu” diye ortalığa salyalarını akıtanlardan sadist bir sprem vericisinin sapıklığı hakkında... “İşte bu Hıristiyanlar işte böyledir” diye tam lafa başlamışken....Kendi dininden bir yaşlı adamın bir kız çocuğunu tacizle suçlanması karşısında: “Sessiz kalan” “Taciz mağduresinden şahitler talep eden” “Olayı karşılıklı olarak medya savaşına döndüren” “Abovvv gözümü bir açtım kız çocuğu anadan üryan yanımdaydı, zannımca bana ilaçlı gazoz içirdiler” diye kıvırtanların savunuldu gazetelere karşı “Helal olsun size bu müslümana sahip çıkıyorsunuz” diye alkış tutanlardan.. Kurbanların ifadelerini “pornografik anı tadında ” okuyan, gazete puntoları ve pikselleri arasında röntgencilik yapan punröntgen-okuyucularından.... Bu…
Sorhoş çiftleşen çaputçu İsmail
…Çaputçular'ın İsmail’inin bu nazik!!! Davetine hayır diye ayak diretmeme ve hatta 1200 dereden su getirmeme rağmen, İsmail’in sesinin ağlamaklı bir hal aldığı üçüncü saaten sonra mecburen daveti kabul etmek zorunda kaldım. Bu telefon terörünün bitmesinden sonra pencere panjurlarını açınca havanın güzel olduğunu tesbit etmemle, aslında bu düğüne gitme işi hiçte fena olmadığını düşünmeye başladım, çünkü kışın böyle kar ve yağmurun yağmadığı Pazar günleri, Ocak ailesi olarak eşimin hem temiz hava alırız, hemde ızgara yaparız diye planladığı bir gün olmasından dolayı dondurucu ızgara muhabbetinden kurtulmuştum.... İsmail’le düğün salonunun kapısında buluşmak üzere yola çıktık ve sağ salim düğün salonunun otoparkına vardığımızda park yeri yüzünden birbirlerini boğazlamaya çalışan, memleketimizin mercedesli iki ayaklı odunlarına aldırmadan arabamızı park ederek, salona doğru…
Sorhoş çiftleşen çaputçu İsmail
…hayır diye ayak diretmeme ve hatta 1200 dereden su getirmeme rağmen, İsmail’in sesinin ağlamaklı bir hal aldığı üçüncü saaten sonunda, mecburen daveti kabul etmek zorunda kaldım. Bu telefon terörünün bitmesinden sonra pencere panjurlarını açınca havanın güzel olduğunu tespitimin ardından, aslında bu düğüne gitme işi hiçte fena olmadığını düşünmeye başladım, çünkü kışın böyle kar ve yağmurun yağmadığı Pazar günleri, Ocak ailesi olarak eşimin hem temiz hava alırız, hemde ızgara yaparız diye planladığı bir gün olmasından dolayı dondurucu ızgara muhabbetinden kurtulmuştum.... İsmail’le düğün salonunun kapısında buluşmak üzere yola çıktık ve sağ salim düğün salonunun otoparkına vardığımızda park yeri yüzünden birbirlerini boğazlamaya çalışan, memleketimizin mercedesli iki ayaklı odunlarına aldırmadan arabamızı park ederek, salona doğru yöneldik ki sabah o muhteşem sesin sahibi hayatta hiç…
Sex Sex Sex
…damgalanıyor. Elbette, siz de her iki güne bir, sabah gazeteyi açtığınız da; “Chat cinayeti: Filanca şehirde yaşayan, G.N. (27) isimli, görücü usulü ile evlendirilmiş, 4 çocuk annesi kadın, 600 km. uzakta yaşayan, Kudamettin D. (45) isimli, evli 5 çocuk babası, taşfırını işçisi, erkek ile 3 aydan beri sadece fotoğraf alma ve gönderme yöntemiyle aşk yaşarken; kendisini bekâr ve 22 yaşında, fabrikatör olarak tanıtan, Kudamettin D.’nin ısrarlı davetleri sonucunda onun evine gidince, Kudamettin D. ve arkadaşları Cemal L. (35), Mahmut H. (51) tarafından, 72 saat boyunca sırayla tecavüz edilmiş...” şeklinde haberler okur; hafızanızda bu haberin başrolünü ‘mutsuz bir evlilik’ veya ‘güdük cinsel kompleksli Kudamettinler’ değil de, chat’i, dolayısıyla ‘internet’i’ başroldeymiş gibi hafızanıza kayıt ederseniz... Ve tabii ki, siz’de interneti kötülüklerin üvey anası olarak damgalarsınız.…
