56 Yaşında Bir Dijital Çırak: Versatil Kalemden
…zamanımızda bir çocuk olarak büyükten para istemek ayıptı. Zaten ait olduğum sosyo-ekonomik katmanda (yani katman dediğime de bakma, bildiğin fas fakirdik) öyle standart bir okul harçlığı falan yoktu. Okul kantini ya da kapıdaki seyyar satıcılar benim ve çoğu arkadaşım için yok hükmündeydi. Ama bu yokluk bizi asla rahatsız etmezdi. Tahinli pekmezli ekmek, haşlanmış yumurta ya da salçalı ekmek bize yeter de artardı bile. Babalarımızın maaş aldığı günün ertesinde ise evde köfteli ekmek bayramı yaşanırdı. Hiçbir şey yoksa fırından alınan sıcak pideyi kat kat plastik torbaya sarardık ki teneffüse kadar soğumasın. Teneffüste kendi nemiyle hamurlaşmış o ekmeğin arasına domates koyar, tuzu serper, adını da "domates kebabı" koyup afiyetle yerdik. Ekmek olduğu sürece kantine hiç gerek yoktu.Falçatadan Rotring Tikky'ye Uzanan Yolculukİşte böylesine fakir bir ailenin ferdi olunca, ince uçlu…

Adile Naşit ve Kuzum
…biraz araştırınca gördüm ki, o hafıza tesadüf değil. Kadın tiyatro içine doğmuş: babası Naşit Özcan, "İbiş" tiplemesiyle nam salmış bir orta oyunu ve tiyatro adamı. Annesi Amelya Hanım da kanto sanatçısı, Ermeni ve Rum kökenli bir sahne kadını. Yani Adile Naşit'in kahkahası, mimikleri, o tuhaf ama sıcak ses tonu, sıfırdan icat edilmiş bir şey değil, iki kültürün, kulisin tozunun içinde büyümüş bir mirasın devamı.Sinemadaki halini herkes bilir: Münir Özkul'la otuzu aşkın filmde birlikte oynamış, "Hababam Sınıfı"nda, "Tosun Paşa"da, "Şaban Oğlu Şaban"da hep o sıcak, o azarlayan ama seven teyze figürü. Ama az bilinen taraf şu, gerçek hayatta da hiç öyle bir performans havasında değildi. Kulis arkadaşlarının anlattığına göre o kahkaha sahnede taktığı bir maske değildi, gerçekten öyle gülen bir insandı. Kamera kapandığında da aynı Adile Naşit'ti.Bir de çocuklara yönelik "Uykudan Önce"…
Zorla Güzellik Zorlaması
…hisseden, sürekli aynayla kavga eden, tartıdaki rakamlara köle olan bir kadını yönetmek, onun zihnini prangalamak çok daha kolaydır. Başarılarını, okuduğun okulları, yazdığın tezleri yok sayarlar; çünkü zeki ve öz güvenli bir kadın, o kurdukları çürük tahtı sallar. Seni bedeninle meşgul edip dünyayı değiştirme enerjini o lanet selülit kremlerine harcatırlar. Sosyal psikolojide buna düpedüz nesneleştirme deniyor ama aslında bu, kadının varlığına yönelik sistematik bir suikasttır.İşin daha da komik ve acınası kısmı, bu ucube normları meşrulaştırmak için arkasına sığındıkları o evrimsel psikoloji masalları. Neymiş efendim? Erkek zihniyeti evrimsel olarak sağlıklı ve doğurgan kadını seçmeye programlanmışmış. Bize yüzyıllardır yutturmaya çalıştıkları şey tam olarak bu: Geniş kalçalar doğurganlığı, pürüzsüz ten gençliği, ince bel ise hamile olunmadığını gösterirmiş... Avcı-toplayıcı…
Tatin İşleri, Tart Etmece
…anlatayım; ama unutmayın, birazcık unutkanlık ve bolca şans bu tarifin ana malzemesi. Şaka bir yana, işte benim usulüm, içimden geldiği gibi:Stéphanie Tatin'den O Meşhur Turtanın Tarifiİhtiyaç Duyacağınız Malzemeler:Elmalar: Yaklaşık 6-8 adet, sert ve biraz ekşimsi cinsten. Granny Smith veya Golden Delicious gibi. İsterseniz yarı yarıya kullanabilirsiniz, lezzetini artırır. Soyulmuş, çekirdekleri çıkarılmış ve dörde bölünmüş olsunlar.Tereyağı: 100 gram kadar, iyi kalitede. Erimiş ve oda sıcaklığında olacak.Toz Şeker: 150-200 gram arası. Elmaları ne kadar tatlı sevdiğinize bağlı; ben genelde 180 gram kullanırım.Milföy Hamuru veya Turta Hamuru: Hazır alabilirsiniz, hayatınızı kolaylaştırır. Bir rulo yeterli. Buzdolabından çıkarıp oda sıcaklığına gelmesini bekleyin biraz.Tava: Mümkünse döküm bir tava kullanın. Yaklaşık 24-26 cm çapında, fırına girebilecek cinsten olmalı. Yoksa…
Çaydanlığın Altındaki Felsefe: Demlenme Sabrı Üzerine
…adamım. Bir portreye başlarken ilk çizgiyi atmak kolay. İkinci çizgi de kolay. Ama o yüzün ruhunu yakalamak için bazen saatlerce oturuyorsun aynı noktaya bakarak. Demleniyorsun. Çizgi demlenmiyor — sen demleniyor sun. Kapatıyorum parantezi.) Çay meselesi Türkiye'de bir ritüeldir, bilirsin. Ama ritüelin kendisini kaybettik. Artık çay "içilen bir şey" sadece. Oysa çay eskiden şuydu: Komşuyla barışma aracıydı — kavga ettiğin insana çay götürürdün, o çayı içerse mesele bitmiş demekti Düşünme zamanıydı — çaydanlık ocaktayken pencereden dışarı bakardın, o beş dakika senin meditasyonundu Sabır terbiyesiydi — çocuklara "demlensin bekle" denirdi, bu aslında hayata hazırlıktı Ölçü birimiydi — "bir çaylık sohbet" diye bir kavram vardı, ne az ne çok, tam kıvamında Şimdi her şey anında. Anında kahve, anında yemek, anında ilişki, anında ayrılık. Bir şeyin içinden geçmiyoruz artık, üstünden…
Eski Haritaların Yalan Söylediği Yerler ve Gerçek Coğrafya
…Çünkü başka projeksiyonlar da vardı. Peters projeksiyonu alanları doğru gösteriyordu mesela. Ama popüler olmadı. Neden? Çünkü Avrupa'yı küçük gösteriyordu. (Bunu söylerken komplo kurmuyorum, sadece insanın kendi burnunu büyük çizmesinin evrensel bir refleks olduğunu hatırlatıyorum.) Haritalar sadece coğrafya değil, iktidar anlatır. Ortaçağ haritalarında Kudüs dünyanın merkezindeydi — çünkü dünya öyle algılanıyordu. Çin imparatorluk haritalarında Çin tam ortada, devasa, etrafındaki her şey küçücük. Osmanlı haritacılığında Piri Reis'in haritası bugün hâlâ tartışılıyor, çünkü Güney Amerika kıyılarını Kolomb'dan önce çizmiş gibi görünüyor. Her harita çizenin elinde bir kalem vardı, ama o kalemin arkasında bir padişah, bir kral, bir sponsor vardı. Peki haritaların düpedüz uydurduğu yerler? Var. Hem de çok: Bak, burada mesele sadece eski haritalar değil. Bugün de Google Maps'te hangi…

