‹ Geri

56 Yaşında Bir Dijital Çırak: Versatil Kalemden

56 Yaşında Bir Dijital Çırak: Versatil Kalemden

Sen hiç eline falçatayı alıp 9H resim kaleminin ucunu bir insanın göz kapağındaki o en ince kirpik kadar sivrilteceğim diye parmağını etine kadar doğradın mı? Doğramadıysan, günümüz teknolojisinin sunduğu konfora öyle pat diye alışmanı tebessümle karşılarım. Bugün 56 yaşında, dijital ortamda yaklaşık 20 yıldır çizim yapan bir adam olarak bana hâlâ "E abi, kalemsiz nasıl çiziyorsun?" diye sorup duruyorlar. Sanırsın ekrana dik dik bakıp göz ışınlarımla illüstrasyon patlatıyorum! Kalemsiz çizim mi olurmuş yahu? Alet değişir, el değişmez; bütün mevzu bundan ibaret.

İşin tekniğini sana benim kafamdan geçen günlük dille özetleyeyim. Grafik tableti dediğin nane, A4 ya da daha küçük boyutta, masanın üzerinde duran sert plastik bir aksamdan ibarettir. Eskiden kablolarla boğuşurduk; şimdilerde kabloyu filan attık, standart bluetooth ile bağlanıyor. Tabletin kalemi ise şarj bile istemeden çalışan bir teknoloji harikası. Güncel olarak tam 8.192 seviyeli bir basınç hassasiyetine sahip. Yani sen gerçek resim kalemini kağıda ne kadar yatırırsan, ne kadar bastırırsan, o dijital kalem de milimetrik olarak aynısını ekrana aktarıyor. Hatta kat be kat fazlasını yapıyor da biz eskinin hamallığına alıştığımızdan başta bir afallıyoruz.

Çocukken resim çizmeye acayip merak salmıştım. Mahalledeki komşulara oturur portreler çizerdim. Ufak tefek harçlık verirlerdi ama ben asla para lafı edemezdim. Bizim zamanımızda bir çocuk olarak büyükten para istemek ayıptı. Zaten ait olduğum sosyo-ekonomik katmanda (yani katman dediğime de bakma, bildiğin fas fakirdik) öyle standart bir okul harçlığı falan yoktu. Okul kantini ya da kapıdaki seyyar satıcılar benim ve çoğu arkadaşım için yok hükmündeydi. Ama bu yokluk bizi asla rahatsız etmezdi. Tahinli pekmezli ekmek, haşlanmış yumurta ya da salçalı ekmek bize yeter de artardı bile. Babalarımızın maaş aldığı günün ertesinde ise evde köfteli ekmek bayramı yaşanırdı. Hiçbir şey yoksa fırından alınan sıcak pideyi kat kat plastik torbaya sarardık ki teneffüse kadar soğumasın. Teneffüste kendi nemiyle hamurlaşmış o ekmeğin arasına domates koyar, tuzu serper, adını da "domates kebabı" koyup afiyetle yerdik. Ekmek olduğu sürece kantine hiç gerek yoktu.

Falçatadan Rotring Tikky'ye Uzanan Yolculuk

İşte böylesine fakir bir ailenin ferdi olunca, ince uçlu basmalı kalem —yani o meşhur versatil— bizim için acayip bir lükstü. Durumu iyi olan bir arkadaşım vardı, Ramazan. Annesi İncirlik Üssü'nde çalışıyordu, 4 katlı evleri vardı ve tanıdığım en zengin kişiydi. Bir gün Ramazanların evinde, babasının "ileride mimar olsun" diye aldığı Rapido kalemi elime alıp iki çizgi atmıştım. Aklımda kalan tek şey, ucu kurumasın diye içinde tutulan alkolün o keskin kokusuydu. O zamanlar bir Rapido kalem, bugünün dünyasındaki en pahalı iPhone modeli kadar erişilmez bir şeydi benim için.

Peki ben ne yapıyordum? Halı bıçağı ve kaportacı çırağı Gavur Ali'nin getirdiği zımparalarla 9H kalemlerin ucunu sivriltiyordum. O zımparalanmış kalemlerle kaş, kirpik çizer, incecik taramalar atardım. 15 yaşımda bir yaz boyu oto tamircisinde çalışıp biriktirdiğim parayla gidip o dönemin kralı olan Rotring Tikky satın aldım. Rahata erişmiştim! Zırt pırt kırılan kalem ucu stresi yoktu, ucu incelteceğim diye ana avrat sövmek yoktu.

Bugün dijital ortamda çizmek de benim için zamanında o versatil kaleme erişmekle tamamen aynı duygudur. Kağıdın kokusu ve hissiyatı = 9H kalem ucunu zımparalarken hissettiğim o tutkudur. Dijital kalem ise süreci kolaylaştıran modern bir versatil kalemdir. Dijital araçlar asla "tu kaka" değildir. Sanat üretmek için gerekli olan tek şey, ürettiğin şeyin öncelikle senin kendi gözünde ve vicdanında bir sanat olmasıdır.

Mısmıl olun, Demirhan.

8192 Basınç Hassasiyetiyle Ruh Okunur mu?

Anket Sorusu: Eserin hakiki ruhu, ucunu açarken parmağını kanattığın o çileli emek sürecinde mi gizlidir, yoksa araca takılmadan fikri doğrudan aktarabilmekte mi?

‹ Geri