‹ Geri

Adile Naşit ve Kuzum

Adile Naşit ve Kuzum

Adile abla... 1970'de doğmuşum, TRT'de büyümüşüm. Uykudan önce kuşağı, "Kuzucuklar" masalları... O ses hâlâ kulağımda. Şimdi 56 yaşındayım ve sevdiğim insanlara "kuzum" diye seslenirim, farkında olmadan öğrenilmiş bir dil bu. Kökeni oradan geliyor sanıyorum: Adile hanımın ekrana, perdeye taşıdığı o iyi insan hâlinden.

Aslında biraz araştırınca gördüm ki, o hafıza tesadüf değil. Kadın tiyatro içine doğmuş: babası Naşit Özcan, "İbiş" tiplemesiyle nam salmış bir orta oyunu ve tiyatro adamı. Annesi Amelya Hanım da kanto sanatçısı, Ermeni ve Rum kökenli bir sahne kadını. Yani Adile Naşit'in kahkahası, mimikleri, o tuhaf ama sıcak ses tonu, sıfırdan icat edilmiş bir şey değil, iki kültürün, kulisin tozunun içinde büyümüş bir mirasın devamı.

Sinemadaki halini herkes bilir: Münir Özkul'la otuzu aşkın filmde birlikte oynamış, "Hababam Sınıfı"nda, "Tosun Paşa"da, "Şaban Oğlu Şaban"da hep o sıcak, o azarlayan ama seven teyze figürü. Ama az bilinen taraf şu, gerçek hayatta da hiç öyle bir performans havasında değildi. Kulis arkadaşlarının anlattığına göre o kahkaha sahnede taktığı bir maske değildi, gerçekten öyle gülen bir insandı. Kamera kapandığında da aynı Adile Naşit'ti.

Bir de çocuklara yönelik "Uykudan Önce" programını unutmamak gerek. O bölüm bir aktrisin kariyerine eklenmiş sıradan bir iş değildi, bütün bir kuşağın uyku ritüeliydi. Belki de bugün biz "kuzum" derken, aslında onun bize öğrettiği o şefkat dilini tekrar ediyoruzdur, farkında olmadan.

Bu portre onun için. Kurşun kalemle, sabırla, saygıyla.

Mısmıl olun, Demirhan.


"Kuzucuklar" Kuşağının Genetiğiyle Kim Oynadı?

Anket Sorusu: Bugün birbirimize hesapsızca "kuzum" diyemeyişimizin arkasındaki asıl sebep; o kadim şefkatin kökünü tamamen kurutmuş olmamız mı, yoksa maskesiz gezmeyi göze alamayan ödlekler hâline gelmemiz mi?

‹ Geri