İkizini Arayan İnsanlık: Dijital Gölgeler ve Gerçek Yüzler
…çıkarıyor, üstelik hiç hata yapmıyor" dediklerinde sadece gülümsüyorum (bıyık altından tabii, duruşu bozmadan). Gülümsüyorum çünkü asıl meseleyi kaçırıyorlar. Alet değişir, el değişmez. İster taş baltayla mağara duvarına bizon çiz, ister en son model dijital tabletin ekranına parmağını sür; o çizginin arkasındaki titreme, o elin sahibinin o sabah yediği yemeğin tuzu ya da dün gece aldığı o kötü haberin ağırlığıdır resmi resim yapan. Kusursuzluk, sanatta da hayatta da kocaman bir yalandır. Biz o dijital ikizlerimize, o kusursuz algoritmalara ne kadar çok kendimizi anlatırsak anlatalım, onlar hiçbir zaman şu insani detayları kavrayamayacaklar: Sabahın dördünde mutfakta tek başına demlenen çayın kokusundaki o garip, buruk yalnızlığı, Eski bir plaktan yükselen sesin, insanın boğazına düğümlediği o kelimesiz kederi, Yolda yürürken ayağınıza takılan bir taşın yarattığı o anlık…