Sana bir şey soracağım ve cevabını kendin ver: Bir bina çökerken, sokaklar duman kokarken, insanlar koşuştururken — sen kameranı nereye çevirirsin? Yangına mı? Kaçana mı? Yoksa köşede bırakılmış, sahibi belli […]
Kategori: Sanat
Sanat hakkında yazmak, dans hakkında mimarlık yapmak gibidir, yine de deniyoruz. Resim, sinema, müzik, edebiyat, fotoğraf… Bir eseri beğenmek için anlamak zorunda değilsin. Ama anlamak istersen, buradan başlayabilirsin.
Alet Değişir El Değişmez: Çizgiden Mutfağa Hayatın Özü
Sahi, elindeki o son model akıllı telefonu ya da fiyakalı çizim tabletini usulca masaya bırak ve bana bak. Sana kırk yıllık bir birikimin, parmak uçlarımda nasırlaşmış o ince sızının hikayesini […]
Yüzündeki O Çizgiyi Neden Çizdim? Kusursuzluğun Büyük Yalanı
Geçen gün metroda tam karşıma oturan birine diktim gözlerimi. Hayır, terbiyesizlik ya da röntgencilik değil benimki, tamamen mesleki deformasyon. Kırk yıldır eline her gün kağıt kalem alan bir adamın iflah […]
Yüzünüze Ne Oldu Sizin? Portre Çizmenin Unutulan Adabı
Geçen gün metroda, tam karşımda oturan o hırpani adamın yüzüne dik dik bakarken yakalandım. Hani şu her gün yanından geçip gittiğiniz, dünyayı sırtında taşıyormuş gibi duran, yüzündeki her çizgi birer […]
Sevdiğim edebiyatçılarda bugün; Neyzen
Gel, sandalyeni şöyle çek, hafiften bir demleniyormuşuz gibi (ister çay olsun ister başka bir dem) seninle şu bizim “Hiç” hazretlerini, Neyzen Tevfik’i bir konuşalım.
Ruhun Vesikalığı: Kırk Yıllık Çizgi ve Değişmeyen El
Hiç birinin yüzüne bakarken kendi içinizin titrediğini hissettiniz mi? Hayır, öyle romantik bir “ilk görüşte aşk” saçmalığından bahsetmiyorum. Bayağı, o insanın alnındaki kırışıklığın içine düşmüş bir kamyon dolusu kederi, göz […]
Yüzündeki Çizgi Senin Kaderin, Benim Kalemimdir
Neden Herkes Bu Kadar Kusursuz Görünmek İstiyor? Bak güzel kardeşim, son zamanlarda sokağa çıktığında ya da şu elinden düşürmediğin cam ekrana baktığında ne görüyorsun? Ben söyleyeyim: Bir örnekleştirilmiş, ütülenmiş, pürüzsüzleştirilmiş […]
Aynadaki Yabancı ve Kalemin Ucundaki O Ağır Yük
Aynadaki Yabancı ve Kalemin Ucundaki O Ağır Yük Her sabah o cam parçasının karşısına geçip kendine bakıyorsun ya, hani o “şuramda bir kırışıklık mı peydah olmuş?” ya da “saçlarım da […]
Bakmak mı, Görmek mi? Bir Portrenin Görünmez Ağırlığı
Bakmak mı, Görmek mi? Bir Portrenin Görünmez Ağırlığı Hiç bir insanın yüzüne, sanki onun bütün günahlarını, sakladığı o kimsesiz kederlerini ve hatta sabah içtiği o yarım kalmış kahvesinin tadını kendi […]
Portrenin Arkasındaki Yük: Bir Çizgiden Fazlasını Görmek
Bir Çizginin Namusu ve Kırk Yıllık Ter Sahi, birinin yüzüne en son ne zaman “gerçekten” baktın? Hani şu metroda karşına oturan, elindeki telefona sanki hayatının sırrı oradaymış gibi gömülen o […]
