Bu Sitenin Velisi Kim?

Kafa Kağıdı
Nüfus cüzdanı kayıtlarına bakılırsa yarım asrı devirmiş, 56’ya merdiven dayamış bir adem. Bedenini Almanya’nın Stuttgart yakınlarında bir yere park etmiş, ancak ruhu sınır kapılarındaki o paslı tel örgülere takılmayı reddeden cinsten. Evli ve dünyalar tatlısı, “okyanus gözlü” bir kız çocuğunun hamisi, velisi.
Kendimi bildim bileli iki büyük tutkunun, iki isli ve büyülü dünyanın arasında mekik dokuyorum: Mutfak ve çizgiler. Uzun yıllar profesyonel mutfakların o koşturmacalı, kokulu, hiyerarşik hengamesinde aşçılık yaptım, şeflik unvanı kuşandım. Sıcağın, sosun ve malzemenin dilinden anlarım. Diğer yanda ise kırk yıla yakın bir süredir elimden düşmeyen kömür kalemler, grafitler ve son dönemde hayatıma giren dijital fırçalar var.
Kendime “ressam” ya da “yazar” gibi afili, telaffuzu ağır unvanlar yakıştırmayı sevmem. Ben en fazla bir “anlatıcı” ve “çizerim”. Kömürle kâğıdın üzerine hikâyeler düşerim, kelimelerle de hayatın absürtlüğünü kaynatırım. Renk körü bir çizer olmanın getirdiği o siyah-beyaz grilikte, insanların yüz çizgilerine kazınmış yaşanmışlıkları, hüzünleri ve gözlerdeki o gizli tortuları avlamaya çalışırım. Derdim tekniği konuşturup “Bakın ne güzel çizdim” diyerek övünmek değil; derdim, çizdiğim figürle onu izleyen göz arasında o insani rezonansı yakalamaktır.
Burası Neresi?
Burası benim şahsi, kendi kurallarımla inşa ettiğim seyircili oyun alanım. “Ben kendi kendime mırıldanıyorum, siz de kenardan izliyorsunuz” mantığı geçerli. Burayı janjanlı popüler kültür ögelerinin, magazin zırvalıklarının ya da ucuz dedikoduların sergilendiği bir vitrin sanıyorsanız, yanlış perona geldiniz demektir.
Burası entelektüel bir panayır yeri. Ocağın üstünde her daim birkaç tencere kaynar:
-
Felsefe: Büyük laflar edip dünyayı kurtarma iddiamız yok tabii ki; haddimizi biliriz. Burada daha çok hayatın absürtlüğünü, insanın bitmek bilmeyen çelişkilerini ve o varoluşsal sancıları masaya yatırır, kendi çapımızda felsefe tırmalarız.
-
Derin Mevzular: İnsan davranışlarının anatomisini kurcalar, o çok katmanlı toplumsal meselelerin kıyısında köşesinde geziniriz.
-
Kültür & Sanat: Estetiğin, çiğlikten uzak duran derinlikli hislerin ve o görmeyi unuttuğumuz detayların peşine düşeriz.
-
Gastronomi: Sadece tarif vermeyiz; tariflerin kökenini, malzemenin ve toprağın o felsefi geçmişini tencerede kaynatıriz.
-
Teknoloji: Ev kullanıcısının canını sıkmayacak, hayatı pratikleştirecek dijital yolları kurcalarız. Kesip biçer, işi yokuşa sürmeden anlatırız.
Oyunun Kuralları
Bu oyun alanının kapısı herkese açık görünür ama her zihniyet o eşikten rahatça atlayamaz. Benim dünyamda griliklere, kusurlara, eksikliklere her zaman yer vardır. Alime de yer buluruz, kendi cehaletinin farkında olan cahile de. Ancak bu sahnede mutlak bir ambargo ile karşılaşacak olanlar bellidir: Faşizm, vicdansızlık ve yobaz bağnazlık. Benim kırmızı çizgim tam olarak burasıdır.
Hayatı küçücük, karanlık bir odanın penceresinden izleyip; herkesin kendi istediği renkte, kendi istediği inançta, kendi şablonunda olmasını dayatan o tahammülsüz kitleye burada ekmek yok. İnsanları etnik kökenlerine, mezheplerine, dinlerine göre etiketleyip grilikte boğmak isteyenler, kapıdaki o sarsılmaz mottomuza toslarlar:
Tanışıyor muyuz? Siz her neyseniz, ben onun tam karşısındaki “öteki”yim. Empati benim için süslü bir sözlük kelimesi değil, masamın üstündeki en somut ağırlıktır.
Eğer zihninizde insanı insan olduğu için sevecek, onun rengine ve fikrine hoşgörüyle bakacak o asgari vicdan kırıntısı yoksa; hayatı tek tipleştirmeye yeminli bir faşizan refleksle kuşanmışsanız, bu oyun alanında hiç vakit kaybetmeyiniz. Lütfen yıkılınız, çekiliniz ve kendi karanlığınıza doğru gidiniz!
Burası, ötekinin zenginliğini kalemiyle ve ruhuyla selamlayanların dünyası.
Angaben gemäß § 5 TMG:
Demirhan Ocak
Sebastian-Lotzer-Str. 20
71034 Böblingen
Deutschland
Kontakt: demirhan@demirhanocak.com
