Bölüm 1

Dilara Dumrul 5 yaşındaydı….
Lağım suları içerisinde boğularak öldü….
Gazetede ki fotoğrafta babası Muhterem Dumrul, Dilara’nın kanalizasyondan çıkartılan cansız bedenini taşıyor,
Dışkı, urin bulaşık suyu ve kimyasal artık kokan cansız bedenini…..
Olayı bilmesen Dilara’nın yorgunluktan uyumuşta babası onu taşıyormuş zannedersin.
Yada say ki akşam koltukta uyumuşta babası onu yatağına taşıyıp öpüp koklayarak ‘iyi geceler meleğim’ diyecekmiş gibi….
Ama ne bu olasılıklar nede buna benzer ihtimaller.
Babası kızının cesedini taşıyor….. artık burcu burcu “babasının kızı” kokmayan…1825 günlük bir cansız bedeni taşıyordu…
Olayın haberini yayınlayan gazetede yukarıda ki fotoğrafı görünce sarsıldım sonra öğle uykusundaki kızıma bakıp sessizce hıçkıra hıçkıra ağladım.
Kolay değildi Dilara’nın babasının kızına dair en son hatırlayacağı şey “lağım kokusu” diye düşündükçe, içimde bir şeyler koptu, titrek ellerimle kızımın altın saçlarını okşadım ve onu doyasıya kokladım…..

Bölüm 2

Ve bugün 03.05.2007 mahkeme de Dilara’nın lağım çukuruna düşerken ve düştükten sonra “ANNEEEE KURTAR BENİ…” diye bağırışları arasında gördüğü en son yüzün sahibi anne Edibe Dumrul’da davada tanıklıktan çekilme hakkını kullanarak tanıklık yapmayacağını belirterek salondan dışarı çıkmış…
Babası Muhterem Dumrul da; ‘Dilara’nın kızı olduğunu ve olay anını görmediğini söyleyen Baba Muhterem Dumrul, kızının ölümü nedeniyle şikayetlerinden vazgeçtiğini ve MVM şirketinden manevi tazminat almış olmaları nedeniyle şirketi “ibra” ettiklerini, ancak maddi tazminat haklarını saklı tuttuklarına ilişkin dilekçeyi de sunduğunu dile getirmiş.

Bir hümanist olarak dişe diş, kana kan mantığının her zaman karşısında olmuşumdur ki hala öyle olduğumdan eğer bu anne-baba ‘Gücümüz yok savaşmayacağız, acılarımızın deşilmesini istemediğimiz için davanın sürmesini istemiyoruz’ yada ne bileyim ‘Biz bu işi Allah’a havale ettik, Allah’ın izniyle suçlular ahirette cezalarını çekeceklerine inandığımız için bu davadan vazgeçiyoruz’ deselerdi bir ateist olarak onları anlar ve sonuna kadar hak verirdim.
Ama, “MANEVİ TAZMİNAT” almış ve “MADDİ TAZMİNAT HAKLARINI SAKLI TUTUKLARINI” söylemelerini bütün iyi niyetime ve mantığımın yanında duygularımı göz önüne alsam da bu söylenenlerin nasıl o anne babanın ağzından çıktığını ANLAMIYORUM.
Acaba aldıkları manevi tazminat ve alacakları maddi tazminatla ne alabilirler? Bir ev? Bir araba? 200 katlı bir apartman, özel uçak ne ne?
Bunların hangisi kızlarının gözlerinin içi gülerek “baba seni seviyorum” “annem benim” demesinin yerini doldurabilir?
Yada
Kızlarının mışıl mışıl uyumasını seyretmenin güzelliğini doldurabilir mi?
Yada
Yaşasaydı onun okula giderken heyecandan/korkudan titreyen elini tutmak
Yada
Üniversite sınavına hazırlanırken, sınav gününde “korkma kızım sen başarırsın” sözüne karşılık “Saol babacığım/anneciğim” deyip yanaklarınıza konduracağı öpücüklerin yerini tutacak mı o aldığınız/alacağınız MANEVİ ve MADDİ tazminatlar?
Yada
Dilara’nın düğününde onunla dans etmeyi, karşılıklı çifte telli oynanın tarifesi nedir sizin nazarınızda?
Ama, bunlardan bile daha ürkütücü olan bu kadar kısa sürede bu düşünceye ‘davadan çekilmeyi ve maddi manevi tazminat’ alma verme hesaplarını nasıl yapabildiler? Acıları bu kadar taze iken nasıl bu tür hesaplarla uğraşabildiler?
Bugün haberi okuduktan ve televizyonda baba Muhterem Dumrul’un kameralara bakarak kararlı bir şekilde konuşmasında üstüne basa basa söylediği “…MADDİ TAZMİNAT HAKKIMIZ SAKLI KALMAK ÜZERE” demesi dehşetle izlememden sonra kendime sürekli şunu soruyorum ‘Aldıkları nasıl bir manevi tazminat?’
Aman ha sakın ola ki karşıma! ‘İşte ailenin geleceği’, ‘Dilara’nın kardeşinin geleceği’ gibi tezlerle gelmeyiniz… Tazminat ile alınacak her eşyada Dilara’nın o kanalizasyon çukurundan yukarıya doğru ‘kurtarın, imdat bakışları’ olacak…
Ve bugün mahkemede Dilara’nın anne ve babasının yaptıklarını okuyunca yine öğlen uykusunda yatmış olan kızımın odasına annesi kaybetmiş kedi manığı gibi pısırık ve sessizce kızımın kulağına şunu ‘babacığım özür dilerim okyanus gözlü kızım, senin bu kağıt ve boyadan ibaret banknotların ölü çocuklardan değerli olan bu dünyaya gelmene isteyerek ve bilerek ortak neden olduğum için özür dilerim’ diye fısıldadım….
Bir kız babası olarak İçim yanıyor içim..

Demirhan Ocak