8 Temmuz 2008
Türk Dışişleri Bakanı Ali Babacan, Avrupa Parlamentosu’nda (AP) hüzünlü bir ses tonuyla;
“Ama, öyle demeyin yaaa! Türkiye de azınlıkların yanı sıra Müslümanların ‘da özgürlüğü yok…” dedi.

AP’nin Alman başkanı Hans-Gert Pöttering Bakan Babacan’ın bu ifadesinden sonra, içinde bir şeylerin koptuğunu hissetti! Hüzünlendi…ve oturduğu kürsünün altına doğru hafif eğildikten sonra, olabildiğince kısık sesle konuşmaya özen göstererek, hemen evini aradı ve, “Akşama misafirimiz var” aşçıya söyle Müslümanlara uygun yemekler hazırlasın” dedi…

Aynı saatlerde AKP …. İl teşkilatında “Heyyoooooo, vallahi de billahi de dedi” diye bağrışmalar duyuldu…
İl başkanı çocuklar gibi ağlıyordu… Nasıl ağlamasın?
“Başkasının özgürlüklerine karışma ve kısıtlama özgürlüğünden mahrum bırakılan”
Asil ve gerçek! Müslümanlara karşı yapılan bunca zulmü! Korkusuzca dile getirmiş bir Dışişleri Bakanının kurucu üyesi olduğu siyasi partinin İl başkanıydı…
Vay be! Allah’ın şu işine bak, “Nerden nereye” diye düşüncelere dalıp; Yıllar önce, “Muhteşem manzaralı cennetten arsa” vaatlerine rağmen, partinin oy oranı %3’lerde süründüğü o günlerden bugünlere gelinmişti..
Evet evet Necmettin hoca efendi hazretlerinin yıllarca diline doladığı o meşhur kadayıfın altı artık kızarmıştı galiba… diye düşündü…

Bay Pöttering’in İsviçreli aşçısının öğleden sonra İtalyan balzamik sirkesi soslu karışımı, minik domatesli, kuşkonmaz salatasının üstüne boca ettiği saatlere… İstanbul Sirkeci’de AKP’li esnaf Abdullah Gülüver, avazı çıktığı kadarıyla etrafına talimatlar yağdırıyordu
“Elinizi çabuk tutun,
Sallanmayın,
Tişört siparişlerini 3 katına.. yok yok en azından 100 katına çıkartın,
Yeteri kadar yeşil boya siparişi verin” diye….
Esnaf Abdullah efendi süt beyaz bir tişörtün üzerinde ilk bakışta Arapça yazılmış izlenimi veren “Yetti gari, Müslümanlara özgürlük” yazı fikrinin çok güzel olduğunu düşünerek, kendi kendine “Ulan Abdullah cin gibisin” dedi

Bakan Babacan, Akşam yemeğinden sonra servis yapılan, Türk kahvesinden bir yudum alıp ev sahibi bay Pöttering’e karşı misketleri elinden alınmış çocuk edasıyla; “Hans amca, artık dayanamıyorum” dedikten sonra, aniden bay Pöttering’in omuzuna başını koyup ağlamaya başlamıştı ki… cep telefonu çaldı.. Türk Dışişleri Bakanı, sağ elinin tersi ile gözyaşlarını silip mahcup bir ifadeyle “Özür dilerim Hans amca, bakan abilerimden birisi arıyor..” dedi ve “efendim Zafer abi” diye telefonu açtı:
-Ali yiyenin gözlerinden öperim, bu yollar helal olsun sana
-Saol zafer abi, Allah razı olsun…
-Ali hazır elin değmişken, o keferelere söylesen de bizim şu Tuzla’daki tersane işçilerinin ölümlerini organize etmekten vazgeçsinler….
-Emrin olur Zafer abi dedi… Adanaca “küçük” anlamına gelen kabinenin en Goddik Bakanı…

Demirhan Ocak